İstanbul için efkar vakti

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Bir türlü fırsat olmadıydı ramazanla ilgili bi yazı yazmak. Nerden bilirdim ramazan tandanslı ilk yazım da böyle hüzünbaz olacakmış. Televizyonlarda görüp izledim bütün ramazanı zannediyodum. Sultanahmette çimlere yayılmış iftar açanlar, alışverişteki istisnasız hepsi dert yanan insanlar, davulcular, pastırmalar, ibişler. Meğer ramazan hiç öyle birşey değilmiş yeni anladım.

Geçen gün arkadaştan eve gelmek üzere düştüm yollara. Farkında olmadan tam iftar saatlerinde düşmüşüm yollara. Yıllar yılı cıvıl cıvıl bildiğim, bir sokağında binbir çeşit tip gördüğüm bu koskoca İstanbul bir ıssız kasaba oldu kaldı gözlerimin önünde bir anda adeta. Ne sokakta koşuşturan insanlar, ne yoldan seri halde geçen arabalar. Eskiden haykırsam duyulmazdı sokaklarda şimdi öksürsem nice mahallelere kadar yankılanır. Alışmamışım İstanbul'u böyle görmeye zor geldi. Bir daha da tövbe iftar saatinde sokağa çıkmam, oturur herkesin fikrini soran ana haber bültenlerine bakarım. Efkarlanmak istemeyen kimseye de tavsiye etmem iftar vakti sokağa çıkmayı.

4 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Farklı bir yerden duygusal bir bakış açısı. Hiç o yönden düşünmemiştim.
Asude bir megakent. Kükremeyen aslan gibi. Ya da ağlamayan bebek gibi.
Hay Allah çok ilginç.Ve güzel..

Parahuman dedi ki...

teşekkürler

littleiv dedi ki...

ben de köprü trafiğini yaşadım iftar'da. o çok feci. bütün arabalar iftarda köprüde oluyor sanırım.

bence de çok ilginç bi bakış açısı. Geçen sene son günleri servisten indiğim saatlere denk gelmişti. Efkarlanmaktan ziyade hoşuma gitmişti bomboş koca cadde. Kalanıda zaten tem otobanında bilimum korna sesleri eşliğinde geçti :)

Blog Widget by LinkWithin