İşte 6-7 ay sonra bir bunları bilir miydiniz yazısıyla daha karşınızdayım. Şimdi monitörleriniz karşısında "vay sen ne tırt bir insanmışsın ki bunca ay sonra mı anca bize anlatıcak enteresan bir bilgi buldun" diye sormayın. Nedense bu yazı dizisini unutmuşum. Ama şimdi enteresan bir bilgiyle karşınızdayım. İşte çok uzaklardan dilimize gelen bir deyimin kökeni ile karşınızdayım. Zamanında Japonlar'ın deniz savaşlarında kullandığı enteresan bir taktik mevcutmuş. Ne zaman ki düşman gemileri ip gibi arka arkaya dizilmiş gelirken görseler yatay bir şekilde önünü birkaç gemiyle kesip sadece en öndeki gemiye bütün gemileriyle ateş açarak bu arka arkaya gelen kerizle birer birer sırayla rahatlıklı indirmişler. Şekil olarak bu durum da "T" harfine benzediği için savaş tabiri olarak bu durum "T'ye almak" olarak kayıtlara geçmiş. Sonrasında da karşısındakini dalga geçermişçesine alt etmek anlamını üstlenerek "tiye almak" olarak dilimize bir deyim olarak yerleşmiş. Japonlar'ın sağından solundan öbek öbek kültür fışkırması yetmiyormuş gibi bir de savaş taktikleri ile başka dillere de deyim kazandırır olmuşlar yani.
Şöyle böyle #31
18 Mart 2010 PerşembeHiç tırı vırı yapmadan direk konuya giriyorum. İşte son günlerin şöyle böyleleri.
- Günün anlam ve önemine binaen Çanakkale Zaferi'nin en iyi şekilde anlaşılabilmesi için herkesi hayatında en az bir kez Çanakkale'ye gidip o ortamı görmesini tavsiye ederim. Ben çok ileri bir yaşta gittiğim için utanmıştım mesela.
- Bugün için kar yağışlı diyen meteorolojiye burdan selamlarımı iletiyorum. Yandım kavruldum lan bütün gün vicdansızlar.
- Bu arada neden soğuk hava dalgaları balkanlardan falan geliyor bizim ülkemize. Kendimiz bir soğuk hava dalgası bile üretemiyor muyuz? Bir kere de bir soğuk hava dalgasını biz üretelim de diğer ülkelere gönderelim mesela.
- Bilmem dikkat ettiğiniz mi ama Türkçe'de gizli öznenin yanısıra bir de gizli ğ var sanki. Misal Ahmet ismi giderek Ağmet gibi okunuyor sanki. Misal kimisi de börek yerine böğrek diyor. Abartıp bövrek diyen bile gördüm ben mesela.
- Türkiye'de bir evlat gidip de annesine "benliğimi arıyorum anne" dese "nerede çıkardıysan ordadır" gibi bir cevap alacakmış gibi geliyor bana hep nedense.
- Bu arada az önce Aşk-ı Memnu dizini gördüğüm sırada bir de ne duyayım. Behlül karakteri okula giden birisiymiş meğerse. Dizide ne zaman görsem bir şeytanlık tavşanlık peşine olan bu tip nası okuyor anlamadım. Ben gecemi gündüzüme katıp çalışıyorum, derslere giriyorum da hata mı ediyorum?
- Bir de yeni başlayan Türk Malı diye bir dizi gördüm. Dizinin ismi Türk Malı da şarkısı rap. Nasıl oluyor o iş diye de sormadan edemedim? "Türk malı ho Türk malı hey" diye şarkı söyleyince olmamış tabi.
- Bu arada Türk Malı diyerek başroldeki elemanı mı kastediyor acaba diye de düşünmedim değil.
- Sadece bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama sanki okullara giren her yeni nesil daha bir çalışkan gibi geliyor bana. Baya baya tenefüste falan ders çalışan insanlar görmeye başlayıp yadırgıyoruz okulda. Fotokopicinin önündeki kuyruk da her geçen yıl biraz daha uzamakta sanki.
Gönderen Parahuman zaman: 22:43 1 yorum
Etiketler: aşk-ı memnu, Çanakkale, eğitim, hava durumu, şöyle böyle, Türk Malı, Türkçe
Şöyle böyle #30
16 Mart 2010 SalıHey gidi hey sevgili okurlar göz açıp kapayıncaya kadar gelmişiz 30. şöyle böyle yazısına. Aslında göz açıp kapayıncaya kadar falan değil, koca bir sene oldu nerdeyse. İşte huzurlarınızda son günlerde gözüme çarpan enteresan hadiseler.
- Çocukken falan futbol maçı yapılırken (özellikle okulda) sınıfın kızları genelde "onlar kazma, moralini bozma" şeklinde bir tezahürat yapardı. Bu daha beter bir ruh haline sokmaz mı insanı. 1-0 gerideyken mesela "ulan bu kazmalara bile yeniliyoruz, ne biçim insanlarız biz" demez mi oynayan kişi.
- Doktorların falan kullandığı (doktordan başkası kullansa ciddiye almam aslında) bir tabir var "tuvalete çıkabiliyor musunuz?" diye. Her hastalarına da sorarlar bunu. Peki bu tuvaleti yüceltme durumu neden? Çıkmaktan kasıt nedir? Alt tarafı boşaltım yapacağız diye ne bu nirvana muamelesi.
- Türkçe'de çok tartışma konusu olan inceltme işaretleri vardır, şapkalı a falan denir hatta. Ben bu şapka işaretinin olabiliyorsa "L" harfine de gerekli durumlarda eklenmesini isterim. Misal Haluk ismini bu inceltme olayı olmadan okuyunca çok sevimsiz oluyor.
- Ayıptır söylemesi lise hayatım boyunca 4 sene (biri hazırlık olmak üzere) Fransızca okudum, ancak şu yaşıma gelmiş halimle anlayabildiğim tek Fransızca konuşma Aşk-ı Memnu Fransızcası nedense. O dizide de neden Fransızca konuşurlar anlamam. Ama kanalları değiştirirken Fransızcayı duyup anladıkça inceden bir gururlanma durumu da olmuyor değil.
- Şu televizyondaki gurme tandanslı programlar ne acımasız öyle arkadaş. Gecenin bir körü aç aç bilgisayarın karşısında oturmuş yan gözle televizyona bakarken ben adam löp löp götürüyor kebapları suşileri. Bir de övmelere doyamıyor yedikçe. "Vay efendim şöyle güzel pişirmişsiniz aman efendim böyle güzel düşünmüşsünüz" dedikçe benim de karnım gur gur ötüyor ekran karşısında.
- Sanmıyorum ki bu ülkede çocuk olmuş birisi kek hamuru yememiş olsun.
- Eğer ki bilmediğiniz bir semtteyseniz ve acilen internete erişmeniz gerekiyorsa hemen semtteki iki tane liseyi gözünüze kestirin ve bu iki lise arasında kalan bölgeyi tarayın.
Gönderen Parahuman zaman: 00:59 2 yorum
Etiketler: aşk-ı memnu, çocuk, fransızca, şöyle böyle, Türkçe
Kolik derken?
23 Ağustos 2009 PazarSon zamanlarda saçma bulduğum bir ek var, Türkçe'ye çok pis yerleşmiş. İşkolik gibi kelimeler türetiliyor, anlamı da malum. Bu ekin köküne inecek olursak ilk olarak alkolik kelimesinde kullanılmıştır. Burdaki durum da al bağımlısı insan deil alkol bağımlısı insan demektir. Yani ek olan kısım kolik değil ikten ibarettir. Hangi akıllı ilk olarak ne zaman bu eki çevirip kolik yaptı çok merak ediyorum.

