din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Firavun ve ibret

21 Aralık 2009 Pazartesi

Güncel olaylardan geri kalmayayım diye internetteki haber kaynaklarını tek tek dolaşıyordum yine az önce. Siteden siteye sekerken her tarafı reklamlı, Türkçesi ağdalı bir sitedeki başlık beni benden aldı. Başık aynen "3000 yıllık Firavun'un ibretlik görüntüsü" idi. Ben de merak ettim içeriğini bir okuyayım dedim. Ayrıca burda da bir parantez açıp Türk Dil Kurumu'na göre ibret; kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç demekmiş.

İlk olarak ibret kelimesinden ve sitenin şekilsizliğin bu işin altından bir din propagandası çıkacağını tahmin etmiştim. Ancak sorun şuydu ki 3000 yıl öncesinde bu adam hristiyan da müslüman da olamazdı. O yüzden ne olmuş da böyle olmuş merak içerisindeydim. Açtım okudum da üşenmeden. Zamanın peygamberlerinden Musa gidip Firavun'u kendi dinine davet etmiş. Firavun da kabul etmemiş, ve bunları kendi topraklarından göndermiş. Sonra da bu kuru kuru gönderme kendisini rahatsız etmiş olacak ki toplamış askerlerini de düşmüş bunların peşine. Musa da o meşhur hareketini yapıp denizi ikiye yarıp geçmiş, Firavungiller geçerken de deniz kapanmış, Firavungillerin alayını su götürmüş. Ancak son anda Firavun çok pişman olmuş da secdeye gelmiş. Şimdi ilk olarak mumyanın şekline bakınca secdeyi yanlış yapmış gibi duruyor. Omuzlar falan yamuk. Onu da geçtim nası bir hırs ile secde edip kendini kasmışsa sular dalgalar falan da hiç bozmamış bu yanlış secde halini. Bunları da geçtim bildiğim kadarıyla milattan sonra 600'lü yıllara kadar secde diye birşey yoktu. Ha eğer Firavun'a son anında secde olayı vahiyle geldiyse, o da bir nevi peygamber sayılır bu sefer de ibretlik olayı kalmaz. Bu olayı da Kuran'da geçen "işte bu yüzden ibret olsun diye senin cesedini bozmadan denizden çıkarıp kıyıya atacağız" gibi bir cümleye bağdaştırmışlar. Gelin görün ki bu mumya sargılar içerisinde bir piramidin altından çıktı. Ayrıca nesini ibret alıcaksın ki adam kral, krallar gibi yaşamış, öldükten sonra bile nasıl bir ihtimam göstermişlerse cesedi sağlam kalmış.

Bunu yazmaktaki amacım da ortalığı karıştırmak falan değildi. Tee kaç zaman önce yazdığım iman gücü ile AIDS'e karşı koymak yazısında da olduğu gibi din propagandası yapmak için bilgileri kafasına göre çarpıtıp halkı cehalete sürükleyen bir gruba karşı bir şeyler yapmaktı. Umarım ki insanlarımız en azından okurken biraz da düşünür de doğru ile yanlışı ayırt eder.

Müslümanlara domuz gribi tuzağı

29 Ekim 2009 Perşembe

Gün geçmiyor ki 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemde bir ilginçlik daha yaşanmasın. Bildiğiniz üzere domuz gribi diye birşey var, hatta ülkemizde de baş verdi. Sağlık bakanlığı da yayınladığı açıklamalarda bir takım önlemlerden bahsetti yurdum insanı için. Bunların arasında eşi dostu öpmemek de vardı. İşte bu uyarılardan bazılarını ülkemizdeki islami geleneklere karşı bir sinsi plan olarak algılamış bazıları. Nasıl derseniz hemen açıklayayım. Birisi çıkıp bir açıklama yapmış bugünlerde. "Korkmayın, bayramda büyüklerinizin elini öpün" demiş. Bunu yine sağlık bakanı ya da herhangi bir doktor falan söylemiş olsa "demek ki adamlar araştırmış ve bir bildikleri var ki söylüyorlar" derdim. Ancak bu açıklamayı yapan insan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu. Onlar da kendi çapında araştırmıştır belki de kutsal kitaplardan domuz gribi ve el öpme konulu birşeyler okumuşlardır herhalde diye ümit etmekten başka birşey gelmiyor elimden. Orjinal haber de burdadır.

Giden mücahitin ardından

5 Ekim 2009 Pazartesi

Bir vakitler yazdığım yeşil sahalarda bir küçük mücahit yazısını sadık okurlarım hatırlayacaktır. Dün de bu konuyla ilgili neşeyle öğrendiğim bir olay olduğu için tekrardan bu konuya döneyim de 2 kelime edeyim dedim. Dün ligin 8. haftasında ilk galibiyetini aldı Bülent Uygun'lu Sivasspor. Antalya karşısında 2-0 gibi bir skor ile sahadan galip ayrıldılar. Bu maçla da 8. hafta sonunda yanılmıyorsam 4 puan sahibi oldular. Gelelim benim eğlendiğim konuya. Geçen sene Bülent Uygun'a Sivasspor'un başarısı sorulduğunda "İstanbulda Laila var burda la ilahe illallah var" deyivermişti. Bu sene hem avrupada hem ligde aldığı kötü sonuçlara bakarak demek isterim ki Bülent Uygun'un la ilahe illallahı bitmiş herhalde ki maç kazanmaktan aciz oldu takım. İstifa etmesine de en çok sevinenlerden birisi olarak ben neşeyle izlediğim bir futbol liginde böyle spora dini karıştıran adamların gitmesinden çok mutluyum. Tekrar belirtmekte de fayda görüyorum birkaç tanesi hariç ne Sivasspor'lu oyunculara ne Sivasspor yöneticilerine ne de Sivas'a karşı bir garezim yok. Beni tek rahatsız eden Bülent Uygun idi o da gitti kavga bitti.

Evrimin sansürsüzü baş ağrıtır

24 Eylül 2009 Perşembe

Dün gece Genç Bakış adlı programdan sıkıldıkça diğer kanallara bakarken neredeyse aynı berbatlıkta başka bir programa daha denk geldim. Yiğit Bulut'un sunduğu Sansürsüz isimli programın da tartışma konusu evrim teorisi idi. Sadece yurdumda mümkün olan bir şekilde de evrim teorisi karşıtı olarak beliren 3 kişinin tek dayanağı "Tanrı var demek ki evrim yoktur" idi.

Bir önceki yazımdaki gibi bu programda da sunucu yetersiz kaldı. Hatta yeterli olmak için hiçbirşey yapmadı. Haliyle herkes katılımcılar da "ben daha çok bağırayım da haklı sansınlar" gibi bir inanca sarıldı. İşin sevimsiz kısmı ise 3 bilim insanı karşısına 3 anlayamadığım insan koymuşlar. Anlayamadığım insanlar da hiçbir tez öne sürmeden sadece karşı tarafı yadırgamaya and içmiş. Hatta bir ara şu diyaloğa tanık oldum.

Anlayamadığım insan: Şimdi bana cevap verin madde ezeli ve ebedi midir?
Bilim insanı: (Türlü uzun açıklamalardan sonra) evet öyledir
Anlayamadığım insan: Ya işte evet böyle söylemek zorunda çünkü başka birşey söylese onu aforoz ederler.
Sunucu: Kim aforoz eder.
Anlayamadığım insan: İşte onu o daha iyi bilir.

Güzelim bilimsel tartışmalar Cin Ali seviyesine geliyor böylelikle benim yurdumda. İşin sevimsiz tarafı bu evrim teorisine karşı çıkanlar evrim teorisiyle ilgili birşey bildikleri için değil yobaz üstleri böyle savunmalarını emrettikleri için böyle yapıyorlar. Hatta programda da bir tanesi "evrim teorisi doğrudan tanrının varlığını inkar etmeyi emreder" dedi, karşısındaki "alın bu kitaptan bana bu söylediğinizi gösterin" dediğinde "ya işte efendim şimdi nası bulayım ehoro mehoro" deyip geçiştirdi. Hadi yalan yanlış da olsa savunacak birşeyleri vardı da bari bunu karşı tarafın sözünü bağırarak keserek yapmasalardı. Bilimsel (biyolojik) birşeye din gibi bir dayanak noktası ile karşı çıkmak da sadece bizim yurdumuza has bir özellik olsa gerek sanırım.

Helal internet

4 Eylül 2009 Cuma

Sağda solda gördüğümde şaka sandığım bir sitenin gerçek olduğunu öğrendim az önce. I'mHalal adlı site Britanya'dan çıkma ve müslümanlara yönelik arama yapmaya imkan veren bir site. "Nasıl yani müslümanlara yönelik" diye sorduğunuzu duyar gibiyim sevgili okurlarım. Hemen açıklıyayım: şöyle ki sitede önceden tanımlanmış bazı helal olmayan kelimelerin aramasına izin vermiyor. Örneğin "sex" yazıp aradığınızda "yapma etme din kardeşim 3. seviyeden haram bu kelime, gel sen vazgeç bu işten arama bunu" diyor, böylelikle müslümanlar da mağdur olmuyor arama yaparken. Ayrıca drugs (uyuşturucular) 2. kademe haram ve alcohol (alkol) 1. kademe haram aramalarını da yaparsanız yine benzer bir uyarı çıkıyor ancak altındaki "tamam güzel kardeşim bunların haram olduğunu anladım ama sorun olmayacak yine de neticeleri görmek istiyorum" yazısına tıklayınca neticeleri görebilmek mümkün. Ne diyeyim internette mağdur olmak istemeyen müslümanlar için düşünülmüş tasarlanmış bir site.

Yeşil sahalarda bir küçük mücahit

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Yazıya başlamadan önce belirtmekte fayda gördüğüm bir kısım var o da şudur ki: Sivas'a hiç gitmedim, Sivasspor'a özel bir garezim gıcığım yok hatta bazı futbolcularını taktir de ederim, Sivasspor taraftarına karşı bir hissiyatım yok, Sivasspor yönetimini tanımam etmem gelin görün ki teknik direktörüne öldüresiye uyuz oluyorum artık. Olayların başlangıcına dönücek olursak konu şu ki Bülent Uygun 2 sene üstüste ligde üst sıralara tırmanıp Sivasspor'a son haftalara kadar şampiyonluk ihtimali taşıdığı için bir hallendi böbürlendi. Böbürlenmek belki hakkıdır ama konuyu bambaşka yerlere taşıdı.

Bir röportajında karşısındaki kişi "İstanbul takımları başarısız Sivasspor 2 senedir başarılı nedir bunun sebebi?" diye sorunca Bülent Uygun da "İstanbul'da Laila var Sivas'ta La ilahe illallah var ondan" diye cevap vermiş. Kim çıktı da bu adama yeşil sahalarda İslam'ın savunuculuğunu verdi de böyle coşmuş acaba. Ha böyle büyük büyük konuştuğu sezon da bir İstanbul takımı olan Beşiktaş'ın şampiyon olması üzerine Bülent Uygun'un bakış açısına göre Laila üstün gelmiş oluyor bi de, Laila'yı bu yüksek mertebeye de yine Bülent Uygun taşımış oldu. Ayrıca bu sezonun başında gidip Laila'nın harman olduğu ülkeye gidip Anderlecht takımına 5-0 yenilerek yerin dibine geçerken de aklına bu söz geldi mi acaba. Hadi bunu da geçtim Sivasspor'un kadrosunda her Süper Lig takımında olduğu kadar yabancı oyuncu bulunmakta bunların da hiçbiri Müslüman değil bildiğim kadarıyla. Madem Sivasspor'un başarısının olayı La ilahe illallah'mış ya bu oyuncuların hiçbir katkısı yok demek oluyor ya da Bülent Uygun gayri müslim oyuncuların dinsel tercihlerine zerre kadar saygı göstermiyor demektir. Daha büyük rezillik de bu sene başında transfer ettikleri yabancı oyuncunun "ben gece hayatını severim burda Laila yok durmam ben burda" diyerek Sivasspor'dan gitmesi ile oldu. Demek ki insan demeç verirken biraz dikkatli olmalı da değer verdiği şeyleri yücelticem diye yerin dibine sokmamalı. Ha ayrıca Laila'nın harman olduğu şehir olan İstanbul'da gittiğim maçta Fenerbahçe'nin çıkıp çirkef futbol anlayışı ile sahaya çıkıp futbolu çirkinleştirmek adına herşeyi yapan Sivasspor'a 3 gol atıp 3-0 kazanması da son derece keyif vericiydi. Duydum ki bu hafta da yenilmişler, sırf bu Bülent Uygun yüzünden 4 gözle bekliyorum artık Sivasspor'un başarısızlık haberlerini.

Allah'a emanet

11 Ağustos 2009 Salı

En rahat müslüman tümcesi olan Allah'a emanet artık sanırım tüm Türkiye için geçerli. Bıdı bıdı ahkam kesmeden önce istatistiksel bilgileri vereyim de neyi kastettiğimi anlayın tez elden.

Memleket çapında toplam 66.876 adet okul bulunmaktaymış, ayrıca 1220 hastane ve 6300 sağlık ocağı bulunmaktaymış çıtı pıtı ülkemde. Şu rakamla kıyaslanana kadar bu sayılar size birşey ifade etmemiş olabilir ancak vahin nokta şu ki ülkemizdeki cami sayısı 77548 ve şuanda inşaatı sürmekte olan 1346 cami daha bulunmakta. Hayır için nice kalantor babayiğitler bu camileri yaptırmış iyi etmiş de hiç mi sağlık denen şeyin daha acil bir durum olduğunu düşünememişler de cami üstüne cami yapmışlar. Hatta sırf "şanımız yürüsün" mantığıyla 500 nüfuslu köye 1000 kişilik cami yaptıranlar da var. İnsan ibadet etmek için yanıp tutuşursa bunu evde de yapabilir bildiğim kadarıyla. Hadi onu da geçtim bu kadar camiyi yaptınız da bu köylerde yanınızda yörenizde biri hastaneye yetiştirilemeyip öldüğünde hiç mi eksikliğini görmediniz.

Tahmin ediyorum ki benim gibi birinin blog yazması ile değişebilecek birşey değil bu. Cami sayısı 150 binlere kadar girer de okul ve hastane sayısı öyle inanılmaz artışlar yapmaz. Ne yapıp da düzeltmek gerek bilemedim ama en azından insanları haberdar ediyim bu durumdan dedim. Tüm müslümanlar ibadetlerini rahat rahat gerçekleştirsinler onlara birşey demiyorum da yarın öbürgün sağlık ya da eğitimle ilgili bir sorun oldu mu bilsinler ki o da Allah'a emanet.

İman gücü ile AIDS'e karşı koymak

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Zaman gazetesinin haberine göre gusül abdesti ve sünnet AIDS'i önlüyormuş. Hatta oranı da belli %30'a kadar. Haberin içeriğinde ise şunlar yazıyor: Akdeniz AIDS'ten Korunma Derneği başkanı Prof. Dr. Sipahioğlu, dünyanın en büyük tıp dergisi The Langet'in (bildiğim kadarıyla dünyanın en büyük tıp dergisi de bu değil bu arada) Hindistan'da yaptığı araştırmaya göre sünnetliler sünnetsizlere göre %30 daha az AIDS'e yakalanıyormuş. Sipahioğlu ayrıca demiş ki gusül abdesti almanın da aynı oranda AIDS riskini azalttığını söylemiş. (Bunun nasıl olabildiğine dair en ufak bir fikrim bile yok) Ayrıca Sipahioğluna göre sünnetli ve gusül abdesti alan müslümanlar AIDS'e karşı kat kat daha şanslıymış, ama virüs dinleri ayırt edebiliyor sanırım ki sünnetli ve gusül abdesti alan hristiyanlara bulaşıyor bu cümleden anladığım kadarı ile. Bir de Sipahioğluna göre AIDS denen hastalık organ nakli (benim bildiğim kadarıyla organ nakli yapılmadan önce donör'ün sağlık durumu bilinir, tabi organ naklini evde yapmıyorsanız), cinsel münasebet (bunu biliyoruz zaten), dövme yaptırmak (dövme yapılan aletler sterilize edilir mürekketp de AIDS'e sebebiyet veren HIV virüsünü de taşımaz bildiğim kadarıyla), manikür (tırnaktan da AIDS bulaşabileceğini hiç zannetmiyorum) ve kan yoluyla (bunu biliyoruz zaten) bulaşıyormuş.

Şimdi gelelim baştaki oran olayına. Biraz düşününce müslümanların doğal olarak sünnetli ve gusül abdesti alan insanlar olmasının yanında zina yapmaktan kaçınması ile AIDS oranındaki bu farkın anlaşılabilmesi son derece normal. Yani kısacası abdest ve sünnet AIDS olma şansınızı azaltmıyor, sadece abdest alan ve sünnetli insanlar eşleri dışındaki insanlarla seks yapması din tarafından yasaklandığı için AIDS'lilerle cinsel münasebete girme ihtimali düşüyor. Yani olay sünnette değil çok insanla birliktelik yaşamakta bitiyor.

Benim için işin kötü tarafı ise bilimsel verilerin çarpıtılması ve din propagandası yapanların oyuncağı olup onların kafasına göre gösterilebilinmesi. İnsanları hala böyle korkutma gibi yöntemlerle dine zorlamaya çalışmak yerine doğru verileri, bilgileri sunup kendi kararlarını vermeleri daha doğru diye düşünüyorum. En azından bunu da insanları salak yerine koyarak ya da cehaletlerini sömürerek bu yöntemlerle yapmak habercilik değil başka birşeydir.

Futbol vs. Din

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Sevgili okur "içimiz dışımız futbol oldu" demezsen bu yazımı da oku ha ama eğer "bu ne lan futbol futbol gına geldi" dersen okuma, zaten sen bunu okurken ben çoktan yazıp bitirmiş olucam.

Bundan yıllar yıllar önce kıllı sakallı bir amca olan Karl Marx çıkmış "Din toplumun afyonudur" diye bir söz etmiş. Bundan yıllar yıllar sonra futbol sahasının her köşede belirdiği, elini salladın mı 5 oyun kurucuya 2 santrfora çarptığı dünyanın güzide bir köşesi olan Güney Amerika'dan bir amca çıkmış o da onu öyle demezler böyle derler edasıyla demiş ki "Futbol toplumun afyonudur". Şimdi bu resmi görünce kendi kendime "ulan acaba benzer de benzer yoksa böyle mi tesadüf olur" dedim. Sonra baktım bu kafamı kurcalıycak gibi gittim bir elmalı soda içtim geçti.

Blog Widget by LinkWithin