kene etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kene etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şöyle böyle #37

18 Mayıs 2010 Salı

Nasılız sevgili okur? Siz de benim gibi yaz başlangıcı sıkıntıları yaşıyor musunuz? Kalın giyip yanıp ya da ince giyip donuyor musunuz? Bir şekilde nasıl oluyorsa hiç tutturamıyorum bu kıyafet seçimini sevgili okur. Neyse seni daha fazla içsel hezeyanlarımla sıkmadan son zamanların birkaç güzide tesbitimle başbaşa bırakmayı kendime vazife bilirim.

  • Pastanelerde piza adıyla satılan ufak yuvarlak hamurişi birşey vardır ya hani, ortasında sosis kıyma falan olur. Nasıl oluyor bilmiyorum ama dünya üzerindeki bütün pastaneler anlaşmış gibi o kıymalı olana mutlaka acı biber koyuyorlar. Bir de nasıl bir acıysa o biberi attıktan sonra bile kıymasında acı esansı kalıyor arkadaş. Yemenin imkanı olmuyor. Ne anladım ben öyle pizadan.
  • Yaz geldi diyince aklıma geldi. Burdan büyük kanalların ana haber bülteni müdürlerine sesleniyorum. Yapacak haber bulamıyorsanız bülteni doldurmak için kene ve kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı haberlerine başlayın yine. Beni de görürsünüz artık.
  • İlkokuldan beri uyuz olduğum bir durum var ki bunu birileriyle paylaşmak nedense şimdi aklıma geldi. Vücudun %75'i sudur derler ya. O çok büyük bir yalan değil mi la? Kalan %25'in içine bunca kan kemik falan nasıl sığar. Şimdi bu cümleyi okuyan bir biyolog hemen "arkadaşım su dediysek sıvı işte yani" derse eğer kalbini kırarım. Adam gibi sıvı diye yazsaydınız ya la o zaman onu.
  • Geçen gün Survivor adlı yarışmaya denk geldim. Kızların bulunduğu adadaki tencereye bir yengeç girmiş. Başında toplanmış ne yapsak diye düşünürlerken aralarından bazılarının "yiyelim" demesi üzerine birisi çıkıp "ay yazık ya benim abim de yengeç burcu yemeyelim" dedi. Burç olayına göre hayvan sempatisi olayı mı var yani?
  • Bu arada "format" da ne kadar kuvvetli bir kelime olmuş dilimizde. Yeni anladım bunu yarışmayı izleyince. Yoldan geçen birine "arkadaşım saat kaç acaba" desen sallamaz ama birine "birader gel seni damdan atıcaz, valla bir yarışma çekiyoruz da formatı böyle" diyince o adam dama kendi çıkar seke seke.
  • Bu arada hayatımda hiç "birader araba gitmiyor bir el atıversene" diyeni refüze eden bir Türk görmedim. Görebileceğimi de sanmıyorum.
  • Polis devleti diye birşey var ya. Onun devlet başkanı hep başkomiser olacakmış gibi geliyor bana. Masasında oturup nezaretten çıkanlara nasihatlerde bulunacak falan. Devamlı çay içecek.
  • Geçen gün İstanbul içinde bolca toplu taşıma aracı kullandığım birgün oldu. Füniküler diye birşeye bindim mesela. O fünikülerin girişinde bir oda içinde çalışan birkaç kişi gördüm. Füniküler müdürüdür bunlar da heralde dedim. Ama ne iş yaptıklarına ve bir gününü neyle geçirdiklerine dair en ufak bir fikrim bile yok. Bir de odalarının bir tarafı komple camdı, sanki insanlar görsün de bu adamlar ne iş yapar diye düşünsün diyeydi. Ben de adeta bu tuzağa düştüm.

Kırımlı mı Kongolu mu kanamalı ateşlisi

15 Eylül 2009 Salı

Bazen öldüresiye merak etsem de cevabını bulamayacağım saçma meraklarım hasıl olur. Bunlardan birisi de bu hastalıkla ilgili. İlk olarak duyarlı bir blog yazarı olarak kimse umarım bu hastalığa yakalanmaz aman kenelerden uzak durun dedikten sonra gelelim bu hastalığın ismine.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi: burda kafamı karıştıran birşey var. Bildiğim kadarıyla (ki bilişim de kuvvetlidir) Kırım karadenizde Ukrayna'ya yakın bir ada. Kongo da Afrika'nın göbeğinde bir (aslında iki çünkü bir normal Kongo var bir de Demokratik Kongo Cumhuriyeti var) ülke. Böyle bir hastalık baş gösterdiğinde nasıl olmuş da bu 2 bölgenin ismini almış bir türlü akıl erdiremedim. İlk olarak ikisi de aynı anda tedavi yöntemi bulmuşlardır Dünya Sağlık Örgütü de iki ülkenin de gönlü kırılmasın diye ikisinin birden ismini vermiştir diye düşündüm ama ikisi de sağlık ve teknoloji konusunda çok gelişkin ülke olmadıkları için böyle değildir dedim. Sonraki düşüncem ise bu kene vasıtasıyla bulaşan hastalık aynı anda bu 2 ülkede birden görülmüştür diye düşündüm ancak bambaşka iklimlere sahip olmaları nedeniyle bu da saçma. Ayrıca neden bu 2 ülke de böyle sevimsiz bir duruma kendi isimlerini vermek için çabalasınlar. Son düşüncem de şudur ki: bu hastalığın da kenenin de bu iki ülkeyle de alakası yok, ancak bu hastalığı bulan keşfeden doktor bir şekilde bu 2 bölgeye birden gıcık olduğu için "dur şunların ismini vereyim de hep böyle sevimsiz şeylerle anılsınlar tüm dünya da bu ülkelerden soğusun" demiştir gibi saçma bir düşünceye kadar ilerletebildim durumu. Merak insana neler ürettiriyor.

not: Bilen varsa rica ederim yorum yapsın bu yazının yamacına da açıklasın.

Blog Widget by LinkWithin