Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şöyle böyle #21

8 Şubat 2010 Pazartesi

Sevgili okur, tatil olur dinlenirim sevinciyle ardımda bıraktığım bir final döneminden sonra sancılı bir not açıklanmasını bekleme sürecinden sonra tatil yapamadan kayıt işlerine gömüldüm. Darlandım yani sevgili okur. Kendi durumumla daha fazla kafa şişirmeden son bikaç gündür kafama takılanları yazayım.

  • Bizim TBMM kavgaları biraz kısır oluyor yav sanki. Nerde o Kore'deki Tayland'daki TBMM (onlarda TBMM değildir heralde ismi) kavgaları. Onlarda uçan kafalar, yanar döner tekmeler falan oluyor, bizde anca tokat ve avuç içi ile atılan yumruklar var. Madem illa kavga edeceksiniz bari bu işi görsel bir ziyafete çevirin.
  • Rus salatası ve Amerikan salatası kargaşası benim gözümde Rusya ile Amerika'nın bitmek bilmeyen çekişmesinin somut bir örneğidir. Bir salatayı bile sahiplenmede olay çıkarabiliyor bu abiler.
  • Tulum çıkarmak diye bir tabir var ya, sırf o yüzden hiç bir sınavda tam başarı sağlamadım. Tulum çıkarmak ne lan? Hiç güzel birşey çağrıştırmıyor. Rezillik.
  • Playback ne samimiyetsiz birşeydir. Bi şarkıcı elinde mikrofon şarkıyı söylermiş gibi yapıyor, karşısında da bir grup izleyici eğleniyormuş gibi yapıyor, sonra program sahibi olan sunucu da şarkıyı çok güzel söylemiş gibi yapıyor. Ne pis bir sahtekarlık durumudur bu.
  • O değil de Lost diye bir dizi vardı. Öyle bi saçma aralar verdiler ki diziye ne merakım kaldı ne birşeyim. Adam gibi bi yere bağlasınlar finalini, bitirsinler diziyi ben de öyle izlerim artık.
  • Evimin önünde enteresan bir park var. Yeşillik falan, salıncaklar kaydıraklar falan. Ordaki bir öbek köpek nedense ben geçerken beni zerre sallamadılar da bikaç metre arkamdan gelen teyze ile yanındaki kıza saldırdılar. Durumu o kadar merak ettim ki dönüp köpeklere sorasım geldi "abi şimdi siz beni sallamadığınız için mi saldırmadınız yoksa saygınızdan mı?" diye. Hala da merak ettiğim bir konudur bu.
  • Gazetelerde falan burç kısmı var ya, hani o günün nasıl geçeceğini falan yazıyor. O burç işlerini yazanlar diğer gazetelerdeki burç kısımlarıyla farklı şeyler yazdıklarını görünce ne hissediyorlardır acaba.
  • Lise zamanında her tenefüste falan bir şekilde maç yapılırdı ya, işte ben onu çok özlüyorum. Arasıra üniversitede bahçeyi şöyle bir gözüme kestiriyorum olur mu diye, toplum beni çok yadırgar diye vazgeçiyorum sonra.

O ceza olmazsa bu ceza olur

4 Aralık 2009 Cuma

İnternette dolaşıp açılmış ilginç bir davayı okurken aklıma yıllar yıllar önce Amerika'ya gitmiş bir arkadaşımın ordaki bir Türk avukattan dinlediği saçma sapan bir hukuki olay aklıma geldi. Konuya girmeden önce söz konusu cezayla ilgili ufak bir bilgi vermek isterim. Hep Amerikan filmlerinden gördüğümüz o devasa 3 şeritli highway'lerden gitmenin bir adabı varmış. Şöyle ki en sol şeritten arabayla yardırıp gidebilmek için arabada en az 2 kişi olması gerekiyormuş. Şoför dışında bir de şahit bulunması gerekiyormuş yani. Arabada sadece şoför varsa orta şeritten giderken sol şeride geçip en fazla bir araç sollayıp tekrar orta şeride geçmeliymiş. Ancak bu yasanın geçerli olduğu bir eyalette bir kadın arabanın içinde tek başına sol şeritten yardırmış giderken üstün Amerikan polisi çevirmiş bu hanım ablayı konuyla ilgili para cezasını kesmiş, kadın da bu parayı ödedikten sonra gidip eyalete dava açmış "bana haksız ceza kesildi" diyerek. Mahkemeye de çıkınca hakim "nedir kızım derdin" diye sorunca kadın da "ben 4 aylık hamileyim, bebeğim de 3 ayı geçtiği için o da canlı bir insan sayılır, yani arabada iki kişiydik ceza yememem lazımdı" demiş. Mahkeme de kadını haklı bulup ödediği parayı geri vermiş, ancak sonrasında da şoför koltuğunda 2 kişi oturmak suçundan çok daha ağır bir cezaya çarptırmış. Burdan çıkarılacak sonuç nedir diye düşünen okurlarıma şu cümleyi vurgulamak isterim: Hukukla şaka olmaz.

Hırsızın salağı kendini mağdur edermiş

30 Ekim 2009 Cuma

İlk olarak kendimle gurur duyduğumu belirtmek isterim. Başlık yazıcam kisvesi altında bildiğin atasözü gibi oldu. Nesilden nesile gider bu böyle. Neyse efenim haberimize gelince (evet bugün de ilginç bir haberler karşınızdayım) olayımız Amerika'nın Iowa eyaletinde geçmekte. Alkollü bir halde suratlarına çıkmayan siyah kalemle maske çizen iki akıllının kriminal girişimleri bu günki konumuz. Bu akıllıların yaşı da 20 ve 23'müş. Yörenin polis şefi de "Bunlardan birisinin kız arkadaşının ilişkisi olduğunu düşündükleri birinin evine korkuturuz amacıyla girmişler ama salaklıkları alkolle birleşince böyle bir netice çıkmış ortaya" diye süper bir açıklama kisvesiyle laf koymuş. Resmi görünce sanırım mevzunun komikliğini daha iyi anlamak mümkün. Haberin orjinali de şurda.

Sayın Amerika bilim yapma, kalbini kırarız

10 Ekim 2009 Cumartesi

Flash TV'nin "hiç birşeyi başarılı yapabilmiş değiliz bari etraftaki herşeye bok atarak isyankar ruhlu Türk halkını kafalayalım" tandanslı yayın anlayışı az önce izlediğim gece haberlerinde doruk noktasına çıktı. Konu saçma, Flash TV'nin yaklaşımı hepsinden daha saçma. Bildiğiniz üzere dün Amerika, daha doğrusu NASA aya bir roket ve bir uzay aracı yolladı. Amaç da patlama sonrasında dağılan parçacıklara bakıp su ya da buz var mı diye araştırdıktan sonra elverişli ise ayda bir üst kurmak. Normal bir insana göre son derece bilimsel, hatta ulvi bir amaçla yapılmış bir deney yani. Peki Flash TV bu olayı nasıl ne kadar anladı: "Amerika aya demokrasi götürdü". Haberin içeriğinde de Amerika bir müddet kötüleniyor aya roket atmakla suçlanıyor. Sonunda da sunucu çıkıp ağlak bir bakışla "neden Amerika böyle yapıyor? O bizim de ayımız. Aya saldırıp demokrasi mi götürecekler" tandanslı ağlak bir konuşma yapıyor. Ben de o esnada içimden "ulan düdük madem senin ayındı önce sen çıkaydın uzaya da koruyaydın" diye geçiriyordum. Hadi Amerika'yı sevmiyorsunuz falan tamam anlarım da bırakın bari adamlar bilim yapsın. Ay'da kratere roket attı diye hallenip coşmak niye?

Blog Widget by LinkWithin