Uzun zamandır keyifle oynadığım bir oyun bulunmakta, sevgili okurlarımdan da futbol sevenler mahrum kalmasın diye paylaşayım dedim. Ekran kartımın yanmasından kelli kendimi browser oyunlarına (Internet Explorer ya da Firefox gibi browserlar üzerinden bilgisayarınıza indirip yüklemeye gerek bırakmayan her bilgisayardan oynayabilen oyunlar) verdim kendimi. Football Manager 2009 da beklentilerimin çok altındayken bu sene menejerlik dürtülerimi bu oyunla tatmin edebildim. Oyun hakkında da anlatılabilecek çok şey yok. Takımın başına geçiyorsunuz taktik, transfer, antreman, stad, çalışanlar, paf takım gibi bir futbol takımında olabilecek her alana el atıp takımınızı başarıdan başarıya koşturmaya çalışıyorsunuz. Şu an için Türkiye'de 15 kademe lig var ve 6-15 ligler arası her kademede 1000 grup var dersek ne kadar geniş bir kitleye sahip olduğunu anlamak mümkün. Liglerde de 10'ar takım bulunmakta ve her birini bir oyuncu yönetiyor. Oyunun tek kötü yanı ise gerçek zamanlı olması. Şöyle ki maçlar genellikle her pazar günü saat 13:00'da oynanıyor ve 90 dakika sürüyor, maçları da yazılar ile takip edebiliyoruz. Bir lig de yaklaşık olarak 4 ay sürüyor. Bu da oyunun 1 yılına eşit oluyor. Kısacası futbol severleri haftada birkaç gün oyalayabilecek oldukça detaylı ve bolca oyuncu sayısına sahip olan güzel bir online oyun. Hatta oyun ile ilgili her türlü soruyu bu yazıya yorum olarak yazanlara bildiğimce cevap vermeye çalışırım.
Oyunun adresi de şudur: http://www.goalunited.org/tr/
İnternetten menejerlik: Goal United
31 Ağustos 2009 PazartesiGönderen Parahuman zaman: 18:41 2 yorum
Etiketler: bilgisayar, futbol, goalunited, internet, menejerlik, oyun
İçerik mi görsellik mi?
1 Ağustos 2009 CumartesiGeçtiğimiz aylarda neşeli neşeli bilgisayarda oyun oynarken aniden ekran kartımın yanması üzerine (garanti süresinin bitmesinden tam 1.5 ay sonra) "yaz okulu da var zaten yeni ekran kartı şimdi almıyayım da bütün bir yaz kiliketa kiliketa oyun oynamıyayım" diyerek birkaç ay ekran kartsız idare etmeye karar verdim. Heyhat deli gönül bu söz dinler mi, dinlemez tabi, dinlemedi de gitti nostaljik sayılabilecek 2000 öncesi oyunları aldı yükledi bilgisayara. Hemen arkasından da tespit yapmam gecikmedi tabi ki.
Eski oyuncular hatırlar belki Arcanum diye rpg'nin atası sayılabilecek bir oyun vardır, hakeza Sim Theme Hospital ve Rollercoaster Tycoon da kendi türünü yaratmış diyebileceğimiz 2 önemli oyundur. Şimdi gelelim tespitime. Bu oyunların hiçbiri günümüz oyunlarının grafik kalitesinde değil zaten onun bilincindeyim ancak oyunları oynarken o zaman oyun yapan abilerin görselliği en az önemli unsur olarak gördükleri ortada. Misal Arcanum'un karakterleri ve diyaloglarındaki başarı hatta neredeyse bir film senaryosu kadar başarılı ve uzun senaryosu günümüz oyunlarının hiçbirinde yok. Hakeza diğer tycoon tarzı oyunlar da görselliği değil öncelikle gerçekçiliği hedeflemiş oyunlardır.
Günümüz oyunları ise belli bir standart üzerine devamlı grafik geliştirmeleri ile karşımıza gelen konusuz, oynarken yalan gibi gelen, bitirmeden bırakınca hiç merak uyandırmayan cicili bicili bişeyler oldu çıktı. İşin kötü tarafı bu bahsettiğim olay son 20 yıldır sanırım sinemada da var. Kendi beceriksizliklerini "film yapacak konu kalmadı" diye örtbas etmeye çalışan senaristler baktılar konu bulamıyorlar ver etmişler efekti ver etmişler efekti. Artık ekran kartsızlık durumum beni hiç rahatsız etmediği ve yeni oyunları hiç özlemediğim gibi neşeyle gidip eski oyunlara gömüleyim ben. İyi içerikler diliyorum.
Gönderen Parahuman zaman: 10:54 0 yorum
Etiketler: Arcanum, bilgisayar, görsellik, içerik, oyun, Rollercoaster Tycoon, Sim Theme Hospital
