İşte 6-7 ay sonra bir bunları bilir miydiniz yazısıyla daha karşınızdayım. Şimdi monitörleriniz karşısında "vay sen ne tırt bir insanmışsın ki bunca ay sonra mı anca bize anlatıcak enteresan bir bilgi buldun" diye sormayın. Nedense bu yazı dizisini unutmuşum. Ama şimdi enteresan bir bilgiyle karşınızdayım. İşte çok uzaklardan dilimize gelen bir deyimin kökeni ile karşınızdayım. Zamanında Japonlar'ın deniz savaşlarında kullandığı enteresan bir taktik mevcutmuş. Ne zaman ki düşman gemileri ip gibi arka arkaya dizilmiş gelirken görseler yatay bir şekilde önünü birkaç gemiyle kesip sadece en öndeki gemiye bütün gemileriyle ateş açarak bu arka arkaya gelen kerizle birer birer sırayla rahatlıklı indirmişler. Şekil olarak bu durum da "T" harfine benzediği için savaş tabiri olarak bu durum "T'ye almak" olarak kayıtlara geçmiş. Sonrasında da karşısındakini dalga geçermişçesine alt etmek anlamını üstlenerek "tiye almak" olarak dilimize bir deyim olarak yerleşmiş. Japonlar'ın sağından solundan öbek öbek kültür fışkırması yetmiyormuş gibi bir de savaş taktikleri ile başka dillere de deyim kazandırır olmuşlar yani.
Rus'tan kıstas olmaz
23 Ağustos 2009 PazarTelevizyonda tatil köyü reklamı kıvamındaki haberleri izlerken yıllar yıllar önce yaşadığım bir sevimsiz hatıram geldi gözümün önüne. Daha o zamanlar orta okuldayım, haliyle ailecek tatile gidilen dönemler. Bir sene tenha olur diye okulların kapanacağı vakit pılı pırtıyı toplıyıp Ege'de bir tatil köyüne gittik tatile.
İlk gün iskelede oturmuş denize bakıyordum. Az çok suyun soğuk olacağını kestirebiliyordum o güne kadar olan hayat tecrübemle ancak ne kadar soğuk olacağını bilemiyordum haliyle. İskele olayı da zaten sevimsiz bir durum. Kıyıdan giricek olsam ufak ufak yürüyerek girerim. Burda durum öyle değil ya yaradana sığınıp atlamak lazım ya da merdivenden hızlıca girmek lazım insanların geçişini engellememek için.
Tam merdivene yelteneceğim sırada bir grup turist Rus abiler ablalar kakara kikiri gülerek merdivenden hızlıca inip kulaçlar ve kahkahalar eşliğinde gülerek uzaklaştılar iskeleden. Ben de oturduğum yerde bayram ettim böyle rahat giriyolarsa su sıcaktır diye. Tabi hemen özgüvenime kan gitti benim de, hızlıca atılan birkaç adımdan sonra ver ettim kocaman bünyemi denize, ama bilememişim ki onlar Rus'tur, karın buzun harman olduğu yerden gelmiştir.
Çivileme atladığım suyun içinde öyle çivi gibi kaldım ben de haliyle. Hareket falan hak getire. Sabit duruyorum suyun üstünde. Dalgalarla ufak ufak batıp çıkıyorum. Hareket etmeyi geçtim ilk birkaç saniye ne nefes alınıyo ne mantıklı düşünülebiliyo. "Ben nerden bilirdim Rus'ların turizm baltası olacağını ilk günden daha beni buz gibi deryalarla muhattab ettireceğini" demeye kalmadan yüzmeye devam eden Rus grubu gördüm. "Gideyim şunların dalağını çırpayım sıcak denizlere indiklerine ineceklerine pişman olsunlar" diye düşünecekken "kimin dalağını çırpıyosun daha hareket edemedin suda" diyerekten bir süre daha batıp çıktım denizde. "Daha da Rus'a güvenmem" diyip çıktım sonra.
