seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ayazma

9 Ocak 2010 Cumartesi

Parahuman'dan dev bir hizmet daha. Ben hep İstanbul'da yapacak şey sıkıntısı yaşamış bir insanım. Anadolu yakasında yaşayan birisi olarak Avrupa yakasına gitmek zor, ayrıca trafik ve insan kalabalığı da hoş gelmiyor bana. Şimdi benim gibi düşünenler için süper bir fikir vermek üzereyim. Anadolu yakasında Kartal'ın üst taraflarındaki dağların (dağ diyosam yükselti olarak, yoksa normal semt yani) Yakacık denen bir yere bağlı Ayazma diye bir yer var ki pek güzel. Nedir özelliği derseniz çok süper lahmacun ve pide yapan çay bahçeleri olmasının yanısıra İstanbul'un en güzel manzaralı yeridir. Manzarayı şöyle tarif edeyim, oturulan yerin arkasında tepe ortamlı bir dağ, karşıda adalar ve (bulutsuz havalarda) Uludağ'ın etekleri bile görülebiliyor, sol tarafta gebze limanı, sağ tarafta ise Bostancı civarına kadar görebilmek mümkün. Eğer gitmeye karar verirseniz tarif de edeyim orayı. Ortada küçükken peder beyle su almaya gitmiş olduğum şimdi kullanılmayan bir çeşme bulunuyor. Meydan gibi bir yer yani. O meydana gelirken sağdaki ilk yer oraların en eski en süper yeridir. Ortasında da 2 tane devasa çınar ağacı bulunur hatta. Girişi hemen yanındaki otopark ve halı sahanın girişinin hemen bitişiğinde oluyor. Şanslıysanız en kenardaki masalardan birine yerleşip bütün manzaranın tadını çıkarırsınız. Bulması biraz meşakkatli olabilir ancak garantisini veririm ki sessiz sakin yer arayanlar için, bir yandan da kaliteli yiyecek birşeyler lüpleteyim diyenler için İstanbul'un ideal yerlerinden birisidir. Manzarasından da birkaç örnek ile yazıma son vermek isterim.

Not: Resimlerin büyük hali için üstüne bir tık yeter.

İşte çeşme diye bahsettiğim yer şu ortadaki ağacın dibinde kalan beyaz betonumsuların arası. Bu resme göre şu görünen çay bahçesinin sağında kalıp görünmeyen yer de benim tavsiye ettiğim.

Meydanının diğer açıdan çekilmiş hali de şu alttaki. Böyle ıssız göründüğüne bakmayın baya İstanbul'un merkezinin kenarı gibi bir yer burası da.

Son olarak da manzarasından birkaç resim koyayım bari.

Mitolojik olmuşsun ama...

18 Eylül 2009 Cuma

Bugün, monitörleri karşısında oturan siz sevgili okurlarım için Yunan Mitolojisinden bir hikaye ile başlamak istiyorum. Detaylara girip okurları yormadan sıkmadan ilginç bir yere bağlayacağım bu mitolojik olayı. Evvel zaman için İkarus denen bir kendini bilmez henüz bilinmeyen bir sebepten ötürü Giritli bir mimar olan Daidalosktal'a küfür eder. Sonra da Kral Minos'tan tırsıp "vay ben ne yaptım" diye kaçmaya niyetlenir. Bu esnada da yine bir Giritli mimar olan babası Daidalos devreye girer ve bu İkarus'a balmumundan bir çift kanat yapıp verir ve "bak benim aklı evvel evladım var burdan kaç git diye sana kanat yaptık ama uçuyorum diye öyle coşup da denize yaklaşıp nemlendirme güneşe yaklaşıp erittirme bu kanatları" diye tembihleyip oğlunu gönderir. Gelin görün ki rahat duramayan İkarus fıtı fıtı diye heyecanla kanat çırparak güneşe fazlaca yaklaşır ve kanatlarının erimesi sonucunda Ege Denizine düşüp ölür. Bu durumun içine dert olması neticesinde babası da onu aramak için denize açılıp ölür.

Şimdi bunları niye okudum diye düşünmeniz normaldir ey okur. Anlamadığım şey şu ki nasıl bir zihniyet hayatında en ufak bir başarısı, en ufak bir hayırlı hareketi olmayan böyle bir ismi araba markası yapar. Evet İkarus aynı zamanda İstanbul'da sıkça görülebilen o koltukları rahatsız, motoru gürültülü, şoför kısmında "yeni motor rotajdadır" yazan sevimsiz otobüslerin markası. Hadi sevimli sevimsiz kısmını geçelim 1986 - 1994 yılları arasında yurduma alınan bu Macar markası araçlar bozuldu mu ben durup da sitem etmez miyim? Sen markanın ismine böyle başarısızlıklarla dolu birinin ismini seçersen o otobüs bozulur da yanar da diye içimden geçirip bu ismi koyanın kulaklarını çınlatmışımdır nice senedir.

Ağva'da haftasonu

15 Eylül 2009 Salı

Üzerinize afiyet birkaç günlüğüne ufaktan bir tatile kaçayım dedim, vurdum kendimi yollara sevdiceğimle Ağva denen İstanbul'un karadeniz sınırındaki köyümsü bir ilçesindeki otele gittik. 3 günlük süreden aklıma gelenleri tıkır tıkır yazayım da içimde kalmasın dedim.

  • Ağva denen yere toplu taşıma araçlarıyla gitmek ölüm, oradan İstanbula dönmek ise ölümden beter. Haremden kalkan otobüsler önce Ümraniye içindeki trafiğe girip sonra Şile'ye ulaşıyor, sonrasında da binbir virajlı yollar ile Ağva'ya yollanıyor. Dönüşte ise Ümraniye trafiği bin beter oluyor. Kısacası arabayla gitmekte çok büyük fayda var.
  • Yörede bir akarsu bulunmakta. Akarsunun etrafında da huzur odaklı oteller mevcut.
  • Temiz havadan mıdır bilmem ancak insanın iştahı açılıyor. Nedense sağlıklı yiyeceklere yöneliyor. Baya domates falan yiyen bir insan oldum ben mesela.
  • Yöre hayvanları son derece ağır başlı. Tropikal görünümlü kurbağa dokunmadan kıpırdamaz, köpekleri kedi gördü mü uzaktan üşenerek izler, kedileri biraz ilginç yiyecek birşey verince fıtı fıtı kaçar da yer.
  • Eğer güzel bir otelde kalıyorsanız hiç çıkmayın. Ağva denen yerin merkezinde hiçbir şey yok gidip de gününüzü mahvetmeyin. O bölgeden ayrılırken 5 dakikalık dolaşma ile herşeyi görülebilir.
  • Yörede nedendir bilinmez bolca ergen irisi bulunmakta. Kısmi olarak gelişmiş sevimsiz tipler çıkabiliyor sağdan soldan.
  • Bölge halkı genelde sakin olmasına rağmen hayatı aksatan teyze modeline uyan anneleri çok gergin ve tehditkâr tutumlar sergiliyorlar çocuklarına karşı.
  • Şileye otobüsle gelirken sağda güzel bir uçurum benzeri manzara belirecektir şaşırmayın.
  • Otobüslerin rahat olmasını beklemeyin olmaz.
  • Yanınıza sakin bir müzik alın (genelde otellerde de çalar) nehir kenarına oturun dinleyin rahatlarsınız.
  • Söğütlerin hışırtısı uyku getirebilir olur olmadık saatlerde uyumaya hazırlıklı olun.
  • Giderken eksik birşeyleriniz olmamasına dikkat edin. Civarda bakkal bulmak hayli zor olabiliyor.
  • Balıkçılık yaygın olduğundan hazırlıklı olun en azından birgün balık yemeniz kuvvetle muhtemel.
  • Yöre yaşlıları ilginç bir aksanla konuşuyor. Anlamak için kendinizi çok zorlamayın birkaç net kelimeyi seçin ona en uygun cümleyi kurun.
  • Ağva nispeten düz bir zeminde kurulu olsa da Şile'de her sokak coşkulu bir yokuştur genelde, oralarda yürümeye ya da bisiklete binmeye çalışmak hatadır.
  • Sevdiğiniz biriyle gidin huzur içinde tadını çıkarın.
İlk aklımda gelenler bunlarmış. Şen şakrak haftasonları geçirmeniz dileğiyle.

Blog Widget by LinkWithin