6 senelik üniversite öğrenim sürecimin 6. ve son süresinin başladığı şu günlerde yine karşıma çıkan bir dert bulunmakta. Artık benim de pek sevmediğim bölümüm. Eğer Odtü İtü gibi ülke çapında isim yapmış bir üniversitede okumuyorsanız bilgisayar mühendisliğini herkes öyle çok zeki bir durumunuz olmadığını bilir zaten. Hele benim gibi özel bir okulda okuyorsanız hiçbir kıymeti kalmıyor bölümün. Ayrıca hiçbir zaman da doktor ya da atom mühendisliği gibi sıradışı karizması olan bir bölüm de değil. Eskiden öyleydi ama artık 10 yaşındaki veletler kod yazıp 5 yaşındaki veletler internet sitesi yapmaya başladıktan sonra bilgisayar mühendisleri de bilgisayar başında yayıp oturmuş göbekli ve sağlıksız beslenen gözü bozuk, saçı uzun herifler olarak genç dimağlarda yer etmiş oldu.
Bir güzel yanı eş dost bilgisayar ile ilgili birşey sorunca yardım edip bir işe yaramış olmak. Ancak orda da apayrı bir sorun çıkıyor. Genellikle insanlar "internette şunu nasıl yaparım" diye ya da "antivirüs şöyle böyle yapıyor ne yapayım" diye soruyorlar. Ben de hiçbir derste bunları öğrenmiş değilim ki. Bunları geçtim okulda bilgisayar kasasına dvd-rw takma bile öğretilmiyor ancak sırf insanlar bana "sen ne biçim bilgisayar mühendisisin" diye sormasın diye oturdum kendim öğrendim nasıl yapıldığını. Bazı bilgiler bilgisayar başında geçirildikçe ediniliyor ancak daha beter denyo akranlar da bulunmakta. Örneğin bir zamanlar yaşadığım şu diyaloğu örnek göstereyim anlarsınız.
-Bölüm neydi senin?
-Bilgisayar mühendisliği
-Oo sen şimdi böyle hack falan da bilirsin. Bana da göstersene nasıl oluyor o işler?
-Yok bizde öyle bir ders
-Olmaz olur mu kesin vardır başkalarının bilgisayarına nasıl girilir falan onu anlatan bir ders
-Sen o zaman arkeoloji bölümünde tarihi eser kaçakcılığı dersi de var zannediyorsundur
6 senedir döne döne okumaktayım dersleri. Bir bölümdeki pek de önemli olmayan bir derste olası hack saldırılarına karşı ne gibi önlemler alınır neler yapılır gibi birkaç konu geçmesinin dışında hack konularında da hiçbir ders işlenmiş değil henüz okulumda.
Açıkcası isterdim başlıktaki gibi karizma yapabileceğim bir bölümüm olmasını. Ne birinin hayatını kurtarabiliyorum ne dünyayı kurtarabiliyorum. Ayrıca öyle şantiye gibi bir ortamın kralı olabilecek bir inşaat mühendisi gibi bir durumum da yok. Tek başına bilgisayar başında kaya gibi oturup ya kod yazarım ya da kasanın içini açar birşey yaparım. Her türlü ne o eski karizması ne de heyecanı kalmamış bir daldır yani bilgisayar mühendisliği benim gözümde.
Açılın ben bilgisayar mühendisiyim
9 Ekim 2009 CumaGönderen Parahuman zaman: 14:16 0 yorum
Etiketler: bilgisayar, bilgisayar mühendisliği, eğitim, okul
İnternetten menejerlik: Goal United
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Uzun zamandır keyifle oynadığım bir oyun bulunmakta, sevgili okurlarımdan da futbol sevenler mahrum kalmasın diye paylaşayım dedim. Ekran kartımın yanmasından kelli kendimi browser oyunlarına (Internet Explorer ya da Firefox gibi browserlar üzerinden bilgisayarınıza indirip yüklemeye gerek bırakmayan her bilgisayardan oynayabilen oyunlar) verdim kendimi. Football Manager 2009 da beklentilerimin çok altındayken bu sene menejerlik dürtülerimi bu oyunla tatmin edebildim. Oyun hakkında da anlatılabilecek çok şey yok. Takımın başına geçiyorsunuz taktik, transfer, antreman, stad, çalışanlar, paf takım gibi bir futbol takımında olabilecek her alana el atıp takımınızı başarıdan başarıya koşturmaya çalışıyorsunuz. Şu an için Türkiye'de 15 kademe lig var ve 6-15 ligler arası her kademede 1000 grup var dersek ne kadar geniş bir kitleye sahip olduğunu anlamak mümkün. Liglerde de 10'ar takım bulunmakta ve her birini bir oyuncu yönetiyor. Oyunun tek kötü yanı ise gerçek zamanlı olması. Şöyle ki maçlar genellikle her pazar günü saat 13:00'da oynanıyor ve 90 dakika sürüyor, maçları da yazılar ile takip edebiliyoruz. Bir lig de yaklaşık olarak 4 ay sürüyor. Bu da oyunun 1 yılına eşit oluyor. Kısacası futbol severleri haftada birkaç gün oyalayabilecek oldukça detaylı ve bolca oyuncu sayısına sahip olan güzel bir online oyun. Hatta oyun ile ilgili her türlü soruyu bu yazıya yorum olarak yazanlara bildiğimce cevap vermeye çalışırım.
Oyunun adresi de şudur: http://www.goalunited.org/tr/
Gönderen Parahuman zaman: 18:41 2 yorum
Etiketler: bilgisayar, futbol, goalunited, internet, menejerlik, oyun
Pizza Hut'ın günahını aldım
22 Ağustos 2009 CumartesiGeçtiğimiz günlerde yazdığım şu yazıda Pizza Hut'ın kutusunun üstüne yapıştırdığı sıcak olma durumunu gösteren bir çıkartmanın gereksizliğinden dem vurmuştum. Meğersem erken konuşmuşum. Hakeza kutudan çıkarttım o çıkartmayı "vay efendim sen misin sıcağı gösteren" diyerekten laptop'umun fan çıkışına yakın bir yere yapıştırdım. Laptop ısındıkça üflediği havanın sıcaklığı arttıkça "HOT" yazısı beliriyor ben de oturduğum yerden vay vay vay diye şaşırıyorum. Bir Türk icadı daha hayata kavuşmuş oldu böylece.
Gönderen Parahuman zaman: 14:11 0 yorum
Etiketler: bilgisayar, laptop, Pizza Hut
İçerik mi görsellik mi?
1 Ağustos 2009 CumartesiGeçtiğimiz aylarda neşeli neşeli bilgisayarda oyun oynarken aniden ekran kartımın yanması üzerine (garanti süresinin bitmesinden tam 1.5 ay sonra) "yaz okulu da var zaten yeni ekran kartı şimdi almıyayım da bütün bir yaz kiliketa kiliketa oyun oynamıyayım" diyerek birkaç ay ekran kartsız idare etmeye karar verdim. Heyhat deli gönül bu söz dinler mi, dinlemez tabi, dinlemedi de gitti nostaljik sayılabilecek 2000 öncesi oyunları aldı yükledi bilgisayara. Hemen arkasından da tespit yapmam gecikmedi tabi ki.
Eski oyuncular hatırlar belki Arcanum diye rpg'nin atası sayılabilecek bir oyun vardır, hakeza Sim Theme Hospital ve Rollercoaster Tycoon da kendi türünü yaratmış diyebileceğimiz 2 önemli oyundur. Şimdi gelelim tespitime. Bu oyunların hiçbiri günümüz oyunlarının grafik kalitesinde değil zaten onun bilincindeyim ancak oyunları oynarken o zaman oyun yapan abilerin görselliği en az önemli unsur olarak gördükleri ortada. Misal Arcanum'un karakterleri ve diyaloglarındaki başarı hatta neredeyse bir film senaryosu kadar başarılı ve uzun senaryosu günümüz oyunlarının hiçbirinde yok. Hakeza diğer tycoon tarzı oyunlar da görselliği değil öncelikle gerçekçiliği hedeflemiş oyunlardır.
Günümüz oyunları ise belli bir standart üzerine devamlı grafik geliştirmeleri ile karşımıza gelen konusuz, oynarken yalan gibi gelen, bitirmeden bırakınca hiç merak uyandırmayan cicili bicili bişeyler oldu çıktı. İşin kötü tarafı bu bahsettiğim olay son 20 yıldır sanırım sinemada da var. Kendi beceriksizliklerini "film yapacak konu kalmadı" diye örtbas etmeye çalışan senaristler baktılar konu bulamıyorlar ver etmişler efekti ver etmişler efekti. Artık ekran kartsızlık durumum beni hiç rahatsız etmediği ve yeni oyunları hiç özlemediğim gibi neşeyle gidip eski oyunlara gömüleyim ben. İyi içerikler diliyorum.
Gönderen Parahuman zaman: 10:54 0 yorum
Etiketler: Arcanum, bilgisayar, görsellik, içerik, oyun, Rollercoaster Tycoon, Sim Theme Hospital
