Şöyle böyle #9

23 Aralık 2009 Çarşamba

Sancılı okul sürecim arasında bloga zaman ayıramama ızdırabı içerisinde yanıp tutuşurken yine birikmiş ufak tefek mevzulardan bir şöyle böyle yazısı yazayım dedim.

  • Nicedir bir reklam görüyorum, diyor ki "Doritos'un yeni malzemelerini ve adını bulun %1 hisseyi alın". Ben pek öyle şirket olaylarından falan anlayan birisi değilim ama bu %1 hisseyi aldıktan sonra şirket devamlı zarar etmeye başlarsa bu adam kazandığı ödülle rezil olmaz mı? Zarara falan girmez mi mesela?
  • Bir çevirmen daha "çok süper" anlamına gelen fantastic kelimesini fantastik olarak çevirirse ya cinnet geçiririm ya da elime aldığım taşı bu çevirmenin ağzına vururum.
  • Hoplamalı zıplamalı ayran reklamları da çok saçma geliyor bana. Öyle delişmen delişmen dansedip saçını başını sallayarak dans eden insanlar hiç ayran içecekmiş gibi gelmiyor bana. Ayran ağır başlı insan içeceğidir biraz.
  • Ersan İlyasova'lı laptop reklamı da son yıllarda gördüğüm en kötü reklam sanırım. 4 çekirdekli diye Ersan da 4 tane oluyor, ama yetmiyor bir de kocaman oluyor, ama hepsi de ayrı telden çalıyor. Biri kenarda hava yapıyor diğeri basket atıyor falan. Dikkatli izleyince görünüyor bu olay.
  • Süpermarketlerden alınan ekmekler fırın ekmeklerine göre daha bir itici gelegelmiştir hep bana.
  • Çocuklar Duymasın'da ki o havuç velet büyüdükçe en antipatik insan oldu çıktı. Keşke dizi biter bitmez bu çocuğu alıp adını sanını duymadığımız bir ülkeye götürselerdi de o sempatik ufak tefek haliyle kalsaydı hafızalarda.
  • Bazı dizilerde görüyorum da zengin evi kahvaltı sofralarında portakal suyu ve çay yanyana durur. Bizimkiler dizisinden itibaren de hep böyle olagelmiştir bu durum. O nasıl bir samimiyetsizlik, nasıl bir görmemişliktir? İkisini de aynı anda içecek insan zaten midesizin önde gidenidir, bütün aile öyle midesiz olamaz. Birer birer içiyolar desem çay soğur portakal suyu ısınır bir güzelliği kalmaz. Kimse o sanat yönetmenleri sonradan zengin olan insanların bu diziye bakıp da saçma sapan bir kahvaltı etmesine vesile olmuştur belki de. Bunu öğrenmek hoşuna gider mi şimdi onların da? Bunu okuyunca hepsi çok pişman olacak biliyorum.
  • Bilet alırken "yarım" kelimesinin öğrenciyi temsil etmesine sonuna kadar karşıyım. Öğrenciysek de en az 1 insan kadar girip görücem ben de o biletle girilen şey neyse neden yarım insan gibi hissedeyim kendimi. Öğrenci olmayandan neyim eksik de yarım olarak adlandırılıyor benim alacağım bilet statüsü.
  • Uykusuz gecelerimin bir numaralı kurtarıcıları genelde NBA maçları oluyor. Ancak bir de şu var ki NBA maçlarını da böyle keyifle izlememin en önemli sebeplerinden birisi Kaan Kural'dır. Bilgisine falan zaten diyecek söz yok ancak bu kadar heyecanlı, işini hevesle yapan, ahlaki değerlere bağlı insan olması da kendisine olan sempatimi 3'e katlıyor. Hatta sırf Kaan Kural için gidip RTÜK'e başvurmayı düşünebilirim, çünkü maç izlerken arasıra gaza gelip bir "oha" nidası ile başlayıp sonra buna kahkaha süsü verip "ohahahahaha" diye devam ediyor. Gerçi yasak olmasa da saygısından söylemezmiş gibi geliyor bana ama neyse. Ha ayrıca ne zaman uyuyor ne zaman uyanıyor onu da bilemedim, ne zaman NTV Spor'a baksam (genellikle en olmadık saatlerde) canlı bir maç ya da programda bulunuyor.
  • Sanıyorum ki bir haber sitesinin kalitesi sağdan soldan fırlayan reklamların azlığı ile doğru orantılı.

3 yorum:

sn parahuman yazılarınızda hep bi şiddet var. bi önceki şöyle böylede tünel kazıp mahkum dövmeye yeltendiniz. şimdi de taşla adam yaralıyorsunuz? korkuyorum efenim sizden ben :(

Parahuman dedi ki...

he elimden birşey gelmiyor tepkimi böyle dile getiren biriymişim demek ki ben... önüme geleni ısırmaktan iyidir herhalde...

tepkinizi taşla ve dayakla dile getiyorsanız korkularım yersiz değilmiş. bundan sonra yanınıza baretle geleceğimi bildiririm görürsen şaşma :)

Blog Widget by LinkWithin