Şöyle böyle #12

31 Aralık 2009 Perşembe

Yılbaşı ile ilgili bir yazı bekliyordun dimi sevgili okur. İşte böyle şaşırtmaya meyilli biriyimdir aynı zamanda. Tahmin ediyorum ki şuan okumakta olduğun yazı 2009'un son (klişelerden klişe beğendim) şöyle böyle yazısı.

  • Televizyonda Küçük Kadınlar adlı bir dizi var. Ben de bu dizinin adını ne zaman görsem için için "kadının küçüğü büyüğü olmaz" diyorum. Nedense çağrışım yapasım tutuyor bu ismi görünce. Hatta kısa süre içinde iki kere görürsem ikincisinde de "küçük kadın yoktur bakımsız kadın vardır" diyorum.
  • Kozmik oda diye birşey çıktı yakın zamanda. İsmini duyunca sanki böyle mavi ışıklı, zemini camlı, enteresan gri ya da beyaz möbleli bir oda geliyor dimi gözünüzün önüne. Oysa içi dosya klasör dolu normal bir devlet dairesi odasından farklı değil. Kozmik olunca ismi beklentiler artıyor ama tabi. Bir de şu var ki kozmik, evrenle alakalı falan demek. Ne alaka bu gizlilik ortamı ve dosya klasörlerle?
  • Bazı insanlar var ki (etrafımda da var bu insanlar var) her gün mutlaka eğleniyorlar. Her gün başka bir bar başka bir disko. Hadi şimdi çok yadırgamış gibi yapmayayım bunları ben de zamanında mekanlardan mekanlara akardım, ya da akmasam da damlardım diyeyim. Ama bu insanlar her gün bir yerlerde falan. Bu enerjilerinden ötürü saygı mı duysam yoksa yaşamlarının denyoluğundan irite mi olsam bilemedim.
  • Bugün yine Wipeout'u izledim de bazen çok zulüm ediyorlar gibi sanki yarışmacılara. Misal geniş bir ailenin en büyüklerinden birisi katılsa o yarışmaya, o görüntüleri de ağlak bir müzikle o ailenin genç yağız delikanlılarına izletsek kahveden çıkıp koşarak Arjantin'e ulaşmaya çalışırlar ellerinde sopalarla sanki. Toplarını falan patlatırlar ortamının. Havuzunu kuruturlar.
  • Kötü seslendirme bir diziyi ne kadar rezil bir hale sokabilir bugün o.c.'de gördüm. Fox TV'yi zaten sevmezdim, şu seslendirmecilerini duyduktan sonra bir kat daha sevmedim. Sinemayla falan uğraşanlar varsa bulsunlar dizinin yayınlandığı günü bir seslendirmeli haliyle izlesinler bir de orjinalini izlesinler. İnsanın seslendirmeli haline inanası bile gelmiyor.
  • Yemek yaparken 2 su bardağı süt falan koymak gerekir ya bazen, ben onu hiç beceremiyorum işte. Bardağı dolduruyorum tam tencereye dökücem diyelim, çok yavaş dökmeye başlarsam bardağa yapışık akıp alttan alttan yerlere dökülmeye başlıyor süt. Hızlıca boşaltayım diye bardağı ters çevireyim diyince de o devinimle tencerenin bir köşesinden fırlıyor bir miktar süt. Şu 20. yüzyılda başlamış olan hayatımda kendi yaptığım hiçbir şeyin ölçüsünü bu yüzden tutturamadığım için ideal halini yiyememişimdir herhalde.
  • Geceleri uyumakta sıkıntı çeken birisi olduğum için NBA en büyük imdadıma yetişen spor dalı oluyor bu gibi durumlarda. Ergenlik öncesi ve ergenlik yıllarımda da süper basketbol oynayan birisi olarak o dönemlerden beri neşeyle izlerim NBA maçlarını. Ancak şöyle bir durum var ki kimse o saate kadar oturup o maçları izleyemediği için ben de okulda bunun muhabbetini yapacak kimse bulamıyorum. Bir de herkesin benim gibi tuttuğu çok bariz bir takım da olmuyor ki benim tuttuğum güzelim takım olan Boston gidip yendiğinde "laaa dün gece nası yendik oluum" diye ufak iğnelemeler yapabileyim. Burdan NBA başkanına sesleniyorum, maçlar Türkiye saatine göre akşam olsun bütün kanallar da zorunlu olarak yayınlasın lütfen.
  • Ayrıca aklıma gelmişken şunu da söyleyeyim NBA'de çok hoşuma giden birşey de NBA oyuncularının sosyal sorumluluk projelerinde çalışmaları. Misal son zamanlarda çocuklara okumayı sevdirmek için koca koca NBA yıldızları alıyor eline kitabı gidiyor ilkokullara falan. Aynı olay Türkiye'de de olsa keşke. Gidip içip içip bileklerini keseceklerine ya da arabayla takla atacaklarına böyle faydalı işlere bulaşsalar keşke. Şimdi de burdan TFF'ye sesleniyorum. Yapın böyle birşey.
  • Parahuman'dan dev bir hizmet daha. Zengin olmak artık çok kolay. Şöyle ki. Milli Piyango yılbaşı çekilişi yarın öğlen 1'de başlayacak ve en son gece saatlerinde büyük ikramiyeler çekilecek. Biletler geceye kadar satılamya devam edecek. Bir tanıdığınızı oturtun çekilişin başına. Numaralar çekildikçe yollasın size numaraları. Siz de akşama kadan çıkan numaralı biletleri toplayın piyasadan, çabalamadan zengin olun. Ayrıca Milli Piyango'yu da böyle bir hatayı yaptıkları için burdan gözlerinden öperim.

5 yorum:

Hem Okur Hem Yazar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Hem Okur Hem Yazar dedi ki...

yabancı dizi kendi dilinde izlenir vesselam!başakada bişii bilmem ben!!

bide sevgili human iyi bir basketbol izleyicisi olmasının yanı sıra iyi de oynar bu oyunu..ama ne yaman celişkidir bilemedim.. Bir Boston hayranı olmanıza rağmen , hafızam beni yanıltmıyorsa ki genelde yanıltmaz, küçükken sırtınızdan çıkarmadığınız bir Lakers forması vardı buna ne diyeceksiniz acaba?Merak ediyorum!!

Parahuman dedi ki...

o vakitler amerikaya giden bir tanıdık bana o formayı getirmişti de ondan... ki o zamanlar da magic johnson un hatırına severdim lakersı ama son senelerde iyice antipatik oldu...

İlknur dedi ki...

Kozmik oda diyince benimde aklıma parmak izi, yüz taraması ve bilimum taramalardan sonra girebileceğin camlı mavi ışıklı bir oda geliyor. Fazla bilim kurgu izliyoruz sanırım.
Sütü boşaltırkende bardağın alt tarafını yavaş yavaş kaldırarak dökerseniz sanırım başarıya ulaşırsınız :)
Sevgiler...

Parahuman dedi ki...

kozmik oda konusunda son derece haklısınız da bu süt konusunda artık benim başarısızlığım karakterimin bir parçası oldu adeta... neylediysem olmadı... başarısızlığı artık başarım olarak görüyorum zaten benim kadar tutarlı bir başarısız daha olamaz...

Blog Widget by LinkWithin